Kritik Hastalarda Trakeal Entübasyonda Ketamin mi, Etomidat mı?

Ketamin ve Etomidat Karşılaştırması | RSI Çalışması

(Ketamine or Etomidate for Tracheal Intubation of Critically Ill Adults, Engl J Med, 2025 Dec, 9:10.1056/NEJMoa2511420. yazısı hakkında)

doi: 10.1056/NEJMoa2511420. Online ahead of print.)

Bazı başlıklar vardır ki, insanları ister istemez heyecanlandırır. Entübasyon sırasında kullandığımız ilaçlar da bunların başında gelir; bu konuda herkesin mutlaka bir görüşü vardır. Eğitimim sırasında etomidat oldukça popülerdi, ancak acil serviste fiilen bulunması çoğu zaman zordu. Daha sonra adrenal supresyon endişeleri gündeme geldi.

Bu noktada temel soru şuydu: Etomidat yalnızca biyokimyasal sonuçları mı değiştiriyordu, yoksa gerçekten hasta sonuçlarını da etkiliyor muydu? Etomidat mortaliteyi artırıyor muydu? Bu tartışma, pek çok klinisyeni ketamine yöneltti; ancak ketaminle ilgili veriler de her zaman tartışmalı ve sınırlıydı.

Nihayet, RSI çalışması ile yüksek kaliteli verilere sahip olduk. Ancak şu soru hâlâ geçerliliğini koruyor: Hararetli bir tartışmada yüksek kaliteli bilimsel kanıt, bugüne kadar gerçekten belirleyici bir unsur olabildi mi?

Araştırma Sorusu
Kritik hastalığı olan erişkinlerde entübasyon için indüksiyon ajanı olarak kullanıldığında ketamin, etomidat ile karşılaştırıldığında daha düşük mortalite ile ilişkili midir?

Yöntemler
RSI çalışması, Amerika Birleşik Devletleri’nde 6 acil servis (ED) ve 8 yoğun bakım ünitesinde (YBÜ) yürütülmüş, pragmatik, açık etiketli, çok merkezli bir randomize kontrollü çalışmadır (RKÇ).

Hastalar
Anestezi indüksiyonu amacıyla ilaç kullanılarak entübasyon uygulanan kritik durumdaki erişkin hastalar.

Dışlama Kriterleri
Gebelik, mahkûmlar, travma hastaları, randomizasyonu engelleyecek derecede acil entübasyon gereksinimi olanlar ve tedaviyi uygulayan klinisyenin ketamin veya etomidattan birinin mutlaka gerekli olduğunu ya da kontrendike olduğunu düşündüğü hastalar.

Girişim (İntervansiyon)
İndüksiyon ajanı olarak ketamin kullanımı. Çalışmada, tam doz (2 mg/kg), orta doz (1,5 mg/kg) ve düşük doz (1 mg/kg) seçeneklerini içeren bir dozlama şeması (nomogram) sunulmuş, doz seçimi klinisyenin tercihine bırakılmıştır.

Karşılaştırma
İndüksiyon ajanı olarak etomidat kullanımı. Tam doz 0,3 mg/kg, orta doz 0,25 mg/kg ve düşük doz 0,2 mg/kg olarak tanımlanmıştır.

Ortak Süreçler
Bu çalışma pragmatik bir tasarıma sahiptir. İndüksiyon ajanı seçimi dışında kalan tüm hasta bakımına ilişkin kararlar, tedaviyi yürüten hekimin klinik takdirine bırakılmıştır.

Sonlanım Noktaları
Birincil sonlanım noktası, 28. güne kadar tüm nedenlere bağlı mortalitedir.

Önceden belirlenmiş tek ikincil sonlanım noktası ise entübasyon sırasında gelişen kardiyovasküler kollapstır. Bu birleşik sonlanım; sistolik kan basıncının 65 mmHg’nin altına düşmesi, yeni vazopressör başlanması veya mevcut vazopressör dozunun artırılması ya da indüksiyondan entübasyondan sonraki ilk 2 dakika içine kadar gelişen kardiyak arresti kapsamaktadır.

Sonuçlar
Toplam 2365 hasta çalışmaya dâhil edilmiştir (3439 taranan hasta arasından). Medyan yaş 60’tır. Hastaların yaklaşık yarısında sepsis veya septik şok mevcuttur ve %22’si randomizasyon sırasında vazopressör tedavisi almaktadır. Entübasyonların %55’i acil servislerde gerçekleştirilmiştir. Başlangıç özellikleri açısından gruplar büyük ölçüde benzerdir.

Birincil sonlanım noktası açısından gruplar arasında anlamlı fark saptanmamıştır. Yirmi sekiz günlük tüm nedenlere bağlı mortalite, ketamin grubunda %28,1, etomidat grubunda ise %29,1 olarak bulunmuştur (çalışma merkezine göre düzeltilmiş risk farkı −0,8 yüzde puan; %95 GA −4,5 ile 2,9; p = 0,65).

Bu bulgular, kritik hastalarda entübasyon için indüksiyon ajanı olarak ketamin ile etomidat arasında mortalite açısından klinik olarak anlamlı bir fark olmadığını göstermektedir.

https://i0.wp.com/first10em.com/wp-content/uploads/2025/12/image-3.png?w=1140&ssl=1

Ketamin grubunda peri-entübasyon dönemde kardiyovasküler kollaps insidansı daha yüksek bulunmuştur (%22’ye karşı %17; mutlak risk artışı %5,1; %95 GA: 1,9–8,3). Bu fark, özellikle septik şoklu hastalarda (%31’e karşı %21) ve APACHE II skoru yüksek olan hastalarda (%31’e karşı %21) daha belirgin görünmektedir.

Elbette, birleşik (kompozit) sonlanım noktalarının yorumlanması her zaman güçtür. Aşağıda daha ayrıntılı olarak tartışılacaktır; ancak burada özellikle vurgulanması gereken nokta şudur: Sistolik kan basıncının 65 mmHg’nin altına düştüğü hasta sayısı iki grupta neredeyse aynıdır ve kardiyak arrest oranları da tamamen eşittir. Dolayısıyla gözlenen farkın tamamı, yeni vazopressör başlanması veya mevcut vazopressör dozunun artırılması gereksiniminden kaynaklanmaktadır.

Bu durum şu soruyu gündeme getirmektedir: Kan basıncı ölçümleri benzer iken, neden bir grupta daha fazla hastaya vazopressör tedavisi verilmiştir?

Kaynak: https://first10em.com/the-rsi-trial/

admin

YAZAR

Site Kurucusu. Maceraperest acil tıpçı

 aciltip@aciltipuzmani.com  http://aciltipuzmani.com

Yorum bırakın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Scroll to Top